Ülkemizin ve Dünyanın birçok ülkesinin amatör / profesyonel fotografçılarının gözde mekânlarından Kapadokya’da; ışığın en zarif ve alımlı gösterilerini, düşsel denebilecek kadar insanı büyüleyen yüzey kıvrımları üzerinde, kimbilir kaçıncı kez izlerken tanıştık Kayseri’den gelen fotografçı dostlarla ve UFAD (Ulusal Fotograf Amatörleri Derneği) Başkanı Ümran Tunoğlu ile. Bu keyifli geziyi organize eden ve fotografçı buluşmasını sağlayan da, benzer şekilde birçok fotografçı buluşmasına zemin hazırlayan fotograf emektarı dostumuz Sami Türkay’dı. 

Ümran Tunoğlu ve fotografçı dostlarının çok emek koyarak ve zamanlarının önemli kısmını ayırarak, sürmesini ve gelişip serpilmesini sağlamaya çalıştıkları Kayseri’deki Fotograf Derneği UFAD da emsalleri gibi çiçeği burnunda Fotograf Dernekleri arasında sayılabilir. Bu genç ve dinamik fotograf derneğinin, kendisi gibi dinamik yönetici ve üyelerinin çabaları son derece kayda değer ve bir o kadar da övgüye değerdir. 

Daha dün denebilecek kadar kısa bir süre (15 – 20 yıl) önce, tamamı bir elin parmakları kadar sınırlı sayıda olan Fotograf Derneklerine, şimdilerde ülkemizin neredeyse bütün illerinde ve hatta kimi bazı ilçelerinde de boy göstermeye, yeşermeye başlayan genç ve dinamik, yeni birçok fotograf derneği katılmaya başladı. Özellikle de amatör fotograf ve fotografçılar adına son derece sevindirici bir gelişme olarak değerlendirmek gerekir, hızla gelişen bu yeni durumu. En çok da hobi edinmek isteyen kent insanının ilgisini çeken amatör fotograf, bu haliyle birçok insanın yaşamını renklendirmekte ve daha bir anlamlı hale getirmektedir. Ülkemizin sosyo-kültürel durumunun bu aşamasında, amatör fotografın oldukça hızlı bir şekilde yaygınlaşması, üzerinde belki en fazla durulmayı hakeden önemli olgulardan biridir. 

Herkes her şeyi fotograflarken, aynı zamanda belgelemektedir de. Herkes her şeyi fotograflamaya çalışırken, aynı zamanda kendi yaşamını daha etkin ve anlamlı kılma çabasını da somutlaştırmaktadır. Böylece, kentin rutin döngüsüne sıkışmış bireysel yaşamlar, arta kalan zamanlarını kendilerine ayırma şansı bulur; kişisel gelişimleri yahut zihinsel kabiliyetleri için yeni amaçlar edinir, bu amaçları istemleri doğrultusunda idealize eder; süsler, yükseltir, düşürür, genişletir, daraltır, …çıkış noktası olarak alır, yaşamı anlamlı kılar, keyifli kılar, …velhasıl yaşamı katlanılabilir hale getirirler. 

Fotografın “sanat” boyutu, iş sahiplerini ilgilendiren ticari boyutu, ileri seviyeye ulaşmış amatörlerle profesyonelleri ilgilendiren “belgesel” boyutu, … vb boyutları bir kenara bırakılıp, sadece çok amatör denebilecek seviyedeki hobi boyutu ele alındığında bile, muhtemeldir ki ortaya çıkan tablo, bireyin yaşamına çok şey katabileceğini tereddütsüz söyletebilecek kadar olumlu bir tablo olacaktır. 

Çoğunlukla amatör insanların özverili çabalarıyla kurulan Fotograf Derneklerinin işlevlerine nereden bakılırsa bakılsın, oluşturacağı yeni zemin hangi boyutuyla ele alınırsa alınsın, bireye ve toplumsal yaşama katabileceği çok şeyden söz edilebilir. 

Bu bağlamdaki amatör ruha ve özveriye iyi bir örnek de Kayseri ilimizde varlığını sürdürebilme çabası gösteren UFAD (Ulusal Fotograf Amatörleri Derneği) yöneticileri idi. UFAD Başkanı Ümran Tunoğlu ile söyleştik bu kez. Kısaca sözünü ettiğimiz, üzerinde durmaya fazlasıyla değer bulduğumuz amatör bilinci, ruhu ve özveriyi açığa çıkaran, o heyecanı somutlayan küçük bir ropörtaj gerçekleştirdik ve sohbet kıvamında olduğunu düşündüğümüz bu röportajı fotografçı dostlarla paylaşmak istedik. Yakın ilgisi, özeni, samimi ve saygılı yaklaşımı ve sevgi üreten tutumu için Sayın Tolunoğlu’na sonsuz teşekkür ediyoruz.    

Ebru TEKEREK ERTUĞ – Tekin ERTUĞ          

Ümran Tunoğlu

Asıl mesleğinize ilişkin bilgilerle birlikte sizi fotografa taşıyan ve Kayseri ilimizde kurulan Ulusal Fotograf Amatörleri Derneği (UFAD) Başkanı olmaya götüren süreci anlatabilirmisiniz lütfen?

1987 yılında Kayseri SSK Hastanesine eczacı olarak atandım. Altı yıl devlet hizmetinde görev yaptım. Onaltı yıldır da serbest eczacı olarak çalışmaktayım. Hemen hemen hepimizin meslek hayatında yaşadığı stres ve sıkıntılardan uzaklaşmak için dernek ve spor faaliyetlerine başladım. Dernek çalışmalarım içinde beni en çok heyecanlandıran Nihat Karakaya arkadaşım sayesinde buluştuğum EFOS (Erciyes Fotograf ve Sinema Amatörleri Derneği) kuruluş aşamasında ve iki yıl süren aktivitelerinde yer almak olmuştu. Bu süreçte fotoğrafla, fotografçılarla, fotoğrafseverlerle ve ustalarla tanıştım. Kayseri’de ilk kez onbeş gün süren iki yıl üstüste fotoğraf ve kısa film günleri etkinliklerini yapmıştık. Bu organizasyonlarda aktif olarak görev almak beni hem fotoğrafa yaklaştırdı hem de bu büyülü dünyadan etkilenmeme sebep oldu. Negatif film ve dia (pozitif film) ile fotograf yapılan dönemde karşılaşılan çeşitli sorunlardan dolayı faaliyetlerimize devam edemedik. İçimde kalan fotoğraf sevgisi beş yıl aradan sonra Tolgay İlter’n Başkanlığındaki UFAD (Ulusal Fotograf Amatörleri Derneği) da tekrar canlandı. İki yıldır fotoğraf için göstermiş olduğum çabadan dolayı arkadaşlarım tarafından başkanlığa seçildim ve beş aydır başkanlık görevini yürütmekteyim.

Fotograf dışında başka amatör uğraşılarınız oldu mu? Oldu ise, nelerdir? Yahut başka hangi amatör uğraşılarınız olsun isterdiniz, neler yapmayı düşlerdiniz? Neden?

Fotoğraf dışında Dağcılık, Dalış ve Tenis sporları ile ilgileniyorum. Ralli sporu ile de uğraşmak isterdim doğrusu. Araba kullanmayı çok seviyorum çünkü.

Fotografa yeter ölçüde zaman ayırabiliyor musunuz? Yaşamınızdan ne kadar zaman ayırmanızın gerektiğini düşünürsünüz? Neden?

Her insan keyif aldığı şeye daha çok zaman ayırmak ister, fakat iş hayatında olmanın getirdiği zorunluluklardan dolayı bu sure ne kadar fazla olsa da, kısıtlı gelir insana. Sözüm, zevk almadığı işi yapanlar için. Ben, hafta içi, iş çıkışı sonrası ve hafta sonları mütemadiyen, bir şekilde fotoğrafla iç içe yaşıyorum. Ama umudum hayatımın her anının fotoğrafla geçeceği bir zaman dilimine doğru gitmekten yana. 

Fotograf herkesin kolayca yapabileceği kadar basit bir şey midir sizce? Toplumda yaygın olan bu algılayışa sizin pencerenizden bakmak istesek, neler görürüz?

Şöyle ki; ışık dünyasına adım attığımdan beri gerek kültürel faaliyetlerden, gerek teknik çalışmaları takipten, gerek izlediğim fotoğraflardan, bende biriken sonuç şu dur; belki basit tesadüfi anlar yakalamak mümkündür, ancak sürekliliğini sağlamak; istikrar, duyarlılık, çalışma, özveri, yetenek, teknik donanım, hayal gücü ve alanına göre sayabileceğimiz pek çok faktörün bir arada bulunmasıyla fotoğrafta söz edilebilirlik kazanılır diye düşünüyorum. Ve hemen ilave edeyim ki, bir tatil gezisinde ya da tarihi yerlerin keşfinde elinde fotoğraf makinesi olan bir çocuk gördüğümde çok mutlu oluyorum.

Yaşamınızda diğer şeylere göre fotografı ayrıcalıklı kılan ve sizi ona yönelten sebepler nelerdir?

Farkındalık! …Fotoğraf benim hayata bakışımdaki farkındalığımı artırdı. Artık bazı kuşları, böcekleri, çiçekleri daha iyi tanıyabiliyorum. Hangi mevsimde ne yaşanıyor, neler oluyor çevremde daha iyi tahlil edebiliyorum. Gökyüzünün renk geçişlerini fark edip izlemek bile daha keyifli. Bazen takılıp kaldığım portreler oluyor, ışığı nerden gelirse daha iyi olur diye. Sonra, fazla izlediğim için yanlış anlaşılmaktan çekindiğim… Benim için fotografı ayrıcalıklı kılan ikincil önemli sebep ise, öğrenme arzumu disipline etmesi. Ve hâlâ da etmeye devam ediyor…

Ne tür fotograflar daha çok ilginizi çekiyor? Neden?

İlk zamanlar detay, doku konusuna çok ilgi duyuyordum. Şimdi ise ışığın takipçiliğini yapmak hoşuma gidiyor. “Bu nerede son bulur?” derseniz, …”O derse henüz gelmedim” diyebilirim.

Fotograf kariyerinizi sürdürmek ve ilerletmek için neler yapmanız gerektiğini düşünüyorsunuz? Yarışmacı olup iyi dereceler elde etmek mi, sergi ve albüm yapmak mı, fotograf sanatının kuramına yönelmek mi, …tercihiniz hangisi olacak ya da hangisi olsun isterdiniz, neden?

Belki hepsi bir arada olmalı. Şu anda fotoğrafa nerelerde nasıl ulaşabilirim, her ulaştığım fotoğrafmıdır, bunları nasıl ayıklayacağımın derdindeyim daha çok. O yüzden de çok yönlü besleniyorum dünyadan, ülkemden izleme imkânı buldukça. Ama ben sergileri gezmekten çok hoşlanıyorum. Fotoğrafla birebir karşı karşıya kalmak bambaşka bir terennüm benim için. İzlemek geçmişte var olanı, …anları, …okumak, bize miras bırakılanları, yol gösterenleri, …ve deklanşöre basmaktan vazgeçmemek, parmağın yorulsa bile, …hep merak etmişimdir fotoğrafçının nasırı nerdedir diye… ?

Her ne kadar Fotoritim’de Derneğinizin faaliyetlerine ve tanıtımına yönelik olarak daha önce yayınlanmış bir dosya var ise de, çok yeni sayılabilecek bir Fotograf Derneği olduğunuz ve yaşadığınız kentin sosyo – kültürel yapısı ile ekonomik durumu dikkate alındığında, potansiyelinizin çok yüksek olacağını düşündüğümüz için, bir kez daha ve ayrıntılı olarak bilgi edinmek üzere orada yaşayan biri ve aynı zamanda fotograf derneği olarak sizin görüşlerinize başvurmak isteriz; Kayseri nüfusu yoğunluğu itibariyle kalabalık, büyük bir kent. Üniversite de dahil, bütün eğitim kurumları ile yüksek seviyede eğitim alt yapısına sahip. Sanayi ve ticaret hacmi ile de ülkemizin önde gelen kentleri arasında yer almakta. Bu itibarla; derneğinize olan ilginin önümüzdeki yıllarda nasıl olacağını öngörüyorsunuz, öngörünüze ilişkin kısa ve uzun vadeli programlarınız var mı, varsa nelerdir, değerlendirmenizi alabilir miyiz?

Kayseri şehir planlaması olarak hatırı sayılır bir düzene sahiptir. Gelişmeye yönelik atılımları ile de son yıllarda dikkat çekmektedir. Benim umudum ya da hayalim diyelim, Kayseri’de dört katlı bir sanat merkezi olması; (KSM) Kayseri Sanat Merkezi.. Birinci kat bu merkeze ait çalışmaları sergileyecek derneklere verilecek odalarla donatılmalı. İkinci kat el sanatları ve tasarımlar. Üçüncü kat fotograf galerileri, resim, heykel, grafik, seramik çalışmaları. Dördüncü katta folklor ve dans figürlerinin sergilendiği gösteriler, dinletilerle son bulması. Bu potansiyelimizin olduğuna inanıyorum. Ancak yeni Dünya düzeninin klasik cazibeli alışveriş merkezlerinden bu tür projelere yer kalmıyor… Derneğimizle ilgili çalışmalarımızda uzun yıllar sürebilecek olan bir sistemi oluşturup, alt yapı çalışmaları için gerekli gayretleri gösterme çabası içinde olacağız… Gerek yönetim içi gerek harici bütün arkadaşlarım yanımda oldukça Kayseri de fotoğraf adına elimizden geleni gerçekleştireceğimize inanıyorum… Çünkü, görüyorum ki hepimiz bu konuya sevdalıyız ve katıksız bir heyecan içindeyiz… Bu aşamada arkadaşlarımın ve benim heyecanımızı korumayı birincil vazifem olarak görüyorum…

En genç derneklerden biri Ulusal Fotograf Amatörleri Derneği. Derneğinizin oluşum aşamasını ve sonraki evrelerinden söz edermisiniz? Ne gibi sorunlarla karşılaştınız? Neler yapıyorsunuz? Çözemediğiniz sorunlar, çözebildiğiniz problemler neler oldu? Yapmayı dilediğiniz veya umut ettiğiniz şeyler nelerdir? Ne gibi eksikleriniz var? … aktarabilir misiniz lütfen?

Ben derneğe kuruluş aşamasından sonra üye oldum. Ancak, o sürece arkadaşlarımın bir yıl sureyle aralıklı gezi ve toplantılar yaparak geldiklerini biliyorum. En büyük sorunumuz, halen devam eden mekân sorunu. O konuda süreklilik sağlayamadık. Sabit bir adres için bütçemizden büyük pay ayırmak zorundayız. Ancak biz bütçemizi usta fotoğrafçıları misafir etmek için kullanıyoruz. Projeksiyon makinesine de ihtiyacımız var. Ama yapılacak işler hep mekânla ilişkili olduğu için, ilerleyen zamanda buna da çözüm bulacağımıza inanıyoruz. Şu anda sadece mail ortamında haberleşip haftada bir gün geziye çıkıyoruz ve her çarşamba iki saat toplanıp fotograf üzerine sohbet ediyoruz. Bir de aktif hale getirmeye çalıştığımız sitemiz var. Onun üzerinde çalışmalar yapıyoruz…zaman içerisinde hocalarımızla birlikte daha güzel ve etkili çalışmalara yol alacağımızı düşünüyorum ..çok çalışkan ve yetenekli genç arkadaşlarımız var,umutluyuz..

Kayseri Ulusal Fotograf Amatörleri Derneği olarak ne gibi projeler gerçekleştirdiniz, nasıl gerçekleştirdiniz, hedeflediğiniz yeni projeler nelerdir?  

Zaman zaman fotograf ustalarını ağırladık. Beş haftalık birinci dönem eğitim semineri düzenledik. Seminer sonunda Prof. Dr. Sabit Kalfagil hocamızı “Fotografta Kompozisyon” konulu sunumu için Kayseri’de misafir ettik. 23 Nisan da Anadolu da çocuk isimli bir sergi hazırladık.. Sergi salonunda on gün sergilenmesini sağladık. Fotoğraflarımızı 40 60 ebatında renkli baskı olarak çalıştık ..yaklaşık 900 kişinin gezdiği sergimizde uzun süredir fotoğrafla uğraşan arkadaşlarımızın yanı sıra üç aydır fotoğrafla ilişki kuran arkadaşlarımızın da çalışması vardı ..amacımız Kayseri de sergi salonlarımız boş kalmasın ,bizler bu konuda gönüllü adayız imajını vermekti ..başarılı olduğumuzu düşünüyorum .. Yeni projelerimiz arasında, fotograf ustalarımızla buluşma imkânlarını sağlamak ve çalışmalarımızdan oluşan sergileri fotoğrafseverlere sergilemek olacaktır… eğitim seminerlerimiz ve gezilerimizde isteğe bağlı olarak devam edecektir…

Derneğinize katkı veren kişi, kurum ve kuruluşlardan bahsedebilir misiniz?

TED koleji (çaresiz kaldığımızda toplanacağımız yer). İl Kültür Müdürlüğü (şu anda toplantı yapabildiğimiz yer). Kayseri civarı Elektrik Kurumu (misafir usta fotografçıları ağırladığımızda söyleşilerimizi yaptığımız yer). Bize verdikleri bu imkânlar için hepsine teşekkür ederiz… Ayrıca İstanbul’dan sayın Bekir Ormancı, Oktay Çolak, Hüseyin Tuncer, Mersin’den Tahir Özgür derneğimize güzel dostlukları ile büyük katkılar sağlamışlardır.. kendilerine tek tek teşekkürü bir borç biliriz..

Etkinliklerinize destek veren Fotograf Ustalarından ve Fotograf Derneklerinden söz edebilir misiniz?

İsa Çelik, Selda Salman Acar, Fahrettin Şenkaynağı, Hakan Görgün, Mehmet Çakır, Erdal Kınacı, Kadir Erten, Maruf Şinik, Sabit Kalfagil, davetlerimizi kırmayıp sohbetleriyle, söyleşileriyle ve sunumlarıyla Derneğimize büyük destekleri olmuştur. Kendilerine tekrar çok teşekkür ediyoruz. FSK Ankara’dan ve Başkanı Sami Türkay ise fotografçıların fotograf sunumlarını derneğimize ileterek toplantılarımızda fotoğraf izleme imkânımıza destek vermiş, ortak gezi düzenlenmesinde öncülük yapmıştır. Kendisine çok teşekkür ediyoruz…

Usta Fotografçılara, diğer Fotograf Derneklerine ve Fotograf Sanatı Federasyonuna ilişkin beklentilerinizi paylaşabilirmisin?

Beklenti içinde olmak ne kadar doğru bilemiyorum. Belki bizim şu konuda şu desteğe ihtiyacımız var diye talepkâr olmamız gerekli. Ve böyle davranıldığında karşılıksız kalmayacağımıza da inanıyorum…

Dernek çatısı altında atölye çalışması yapabildiniz mi? Yaptı iseniz, hangi ustalarla yaptınız, ne çalıştınız?

Atölye konusunu tam anlamı ile bilmiyoruz. Eğer hafta sonu iki günlük ustalarla gezmek ise, onu gelen her hocamızla hemen hemen yaptık. Bizim derneğimiz bünyesinde iki tane değerli hocamız var; Hüseyin Taşkın ve Ahmet Korkmaz. Fakat meslekleri de fotoğrafçılık olduğu için bize sadece öğrenci talebi olduğu zaman destek verebiliyorlar. Bu nedenle çalışmalarımız tamamıyla amatörce ve el yordamı ile devam etmektedir… İlerleyen zamanda bu konuda da bilgi ve birikim sağlayıp gerekli düzenlemeleri yapacağız…

Dernek Yönetimi olarak veya kişisel olarak atölye çalışmalarına atfettiğiniz önemi anlatabilir misiniz? Bu bağlamda neler yapmak gerektiğini düşünüyorsunuz ve neler yapmayı hedefliyorsunuz?

Biz, istikrarlı şekilde ve sürekliliği koruyarak çalışmaya devam edersek, ürettiklerimiz bir gün bize geri dönecektir. Bu geri dönüş başladığında da başarılı olmuşuz demektir, diye düşünüyorum. Hedefimiz şu anda Kayseri de fotoğrafla ilgili bir konu olduğunda aranan adres olabilmek, herhangi bir fotoğraflama işi için İstanbul ya da diğer illere talep için başvurulmasından ziyade ilimizin kendi derneğinde ki fotoğrafçılarından ihtiyacını karşılayabilmesini sağlamak ilk hedeflerimizdendir… daha sonra da yaşadığımız çevrenin, gerek ekolojik, sosyolojik ve kültürel değerlerini doğru ışık zamanlaması ve görsel unsurların dengeli bir araya geldiği anları kollayabilme gayreti ile fotograflayabilmek ve Kayseri ye etkili, yetkin bir arşiv hazırlayabilmektir…

Teknolojik yeniliklere karşı tepkiniz nasıldır? Örneğin, dijital geçiş hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Çağımızda teknolojik gelişmeler çok hızlı ve değişken olarak hayatımızın hemen hemen her alanında devam ediyor. Ben de kendimce bu yenilikleri takip etmeye gayret ediyorum ama yavaş yavaş… Neden? Çünkü hayatlarımız teknolojik gelişmeler üzerine kurulmaya başladı. Teknolojinin kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı etkisi hayatlarımızı rahatlattı ve başımızı döndürdü. Gelecek kuşaklarla ilişki kurabilmek için kullanacağımız ortak dil neredeyse teknoloji üzerine kurulu hale geldi ve bu yeniliklerden dolayı nesiller arası fark dediğimiz aralık da gittikçe daraldı…

Kısaca, çağımızı ele geçirmiş bu teknolojik serüven bizi rahatlatırken bir o kadarda yalnızlaştırdı, yabancılaştırdı aslında, hem kendimize hem çevremize. Her yeni günle başlayan bir yeniliği gerçek anlamda hayatımızla harmanlayabilmemiz oldukça zor görünüyor.

Sonuç olarak; gelişime “evet”, ama bu kadar hızlı olmasına “hayır”.

Fotoğraftaki dijital geçiş ise; fotoğraf dünyasına, derneklere farklı bir ivme kazandırmıştır. Sonuca çabuk ulaşmak, tekrarların çok rahat yapılabilmesi, fotoğrafa ilginin artmasına sebep olmuştur. Artan bu ilginin karşılığını, satışı artan fotoğraf makinelerinde, kurulumu, yazılımı artan fotoğraf sitelerinde, dernek faaliyetleri olarak ülke genelinde bir hareketlenme şeklinde görebiliyoruz. Gerçek anlamda hayatla ilişkilendirdiğimiz vakit, göreceklerimiz neler olacaktır, doğrusu merak ediyorum. Yani, demek istediğim, yaptıklarımızdan, ürettiklerimizden ya da çektiklerimizden, ortalama yaş sınırı üzerinden iki ömür sonra bizden geriye ne kalacak… ?

Her zaman yeter miktarda ekipmanınız oldu mu, ekipman konusunda sıkıntı çektiniz mi hiç?

Ekipmanım şudur diyemiyoruz artık. Hep dahası var oluyor. Dolayısı ile yeter miktarda olmayacak. Ancak, şu andaki ekipmanım benim için yeterli. Sonraki yıllar ne gösterir bilmiyorum. Ekipman konusunda Kayseri’de istediğimizi hiçbir zaman bulamıyoruz. Hep İstanbul ya da Ankara ziyareti yapmak zorundayız. Eskiden dostlar, şimdi internet sağolsun. Ama benim için hâlâ dostlarım aracı oluyorlar.

Siyah beyaz ya da renkli fotograftan hangisi daha fazla ilginizi çeker? Neden?

Benim ikisi de ilgimi çeker. Hayallerim renkli, düşüncelerim Siyah / Beyaz olduğu için.

Ülkemizdeki fotografçılara ait yeter miktarda fotograf albümü var mıdır sizce? Bu konuda bir eksiklik var ise, size göre nedeni nedir?

Yeter miktarda olduğunu düşünüyorum.

Fotograf neden satın alınmaz Türkiye’de?

Fotoğrafın çoğaltılabilir olma özelliği olduğu için bence satın alınmıyor. Özellikle Türkiye’de alıcı kendini ayrıcalıklı hissetmek istiyor. İzlediğiniz fotoğrafın çağrıştırdığı duygulanımla kolay kolay herkes buluşamaz. Belki zamanla biz de fotoğraftaki görsel unsurların yaşamımıza neler katabileceğini farkedeceğiz.

Fotografa ilişkin yeter miktarda kuramsal eser var mıdır sizce ülkemizde? Yoksa, neden?

Vardır ama yeter miktarda değildir.

Hazırlamayı tasarladığınız / düşlediğiniz kitaplar var mı? Varsa içerikleri nedir?

Tasarım yok ama düşlerim var.

Bir fotograftan yola çıkarak bir öykü ya da roman yazılabilir mi sizce?

Bir fotografın yola çıkış amacından vardığı yere kadar olan süreçte yaşadıklarını anlatan yolculuğunu naiflikle işleyen bir öykü neden olmasın.

Bir öyküden veya romandan yola çıkılarak bir fotograf yapılabilir mi?

Mesela bir romanda tasvir edilen ölüm vakti nasıl fotoğraflanabilir ? Bana yazarın içsel dünyasına müdahale etmişim duygusuyla zor geliyor, yapamam. Ama ilham alınabilecek sahnelerden yola çıkılan kurgular yapanlar olabilir..neden olmasın ..?

 

Fotografın resimselliği nedir? Neden önemlidir fotografta resimsellik? Ya da önemsiz midir?

Fotoğrafla resim yıllardır evli iki eş gibi bence 🙂 Bir resim bazen bir fotoğrafı çağrıştırır. Bazen bir fotoğraf bir kaç resmi. Dolayısı ile fotoğraf la resim içiçe olabilir ve önemlidir.

Mevcut süreli fotograf yayınlarını yeterli buluyor musunuz? Birçok yayın neden kısa sürede yayın hayatını bitirmektedir?

Keşke daha çok olabilse. Arz talep meseleleri yüzünden hep el yordamı ile ilerlemekteyiz. Ancak internet hızlı erişim çoğunlukla yeterliliği sağlamakta gibi geliyor bana. Ama kendim basılı dergi yayınlarını izleme taraftarıyım. Basılı derginin kokusu, yarattığı zihinsel tat ve içeriğini sindire sindire, karalaya çize okuyabilme olanağı sağlaması, başlıbaşına çok özel bir ritüel bence. Beş duyuluk hazzın tümünü bir arada alma imkânı veriyor insana.

e-yayının geleceği için neler düşünüyorsunuz?  

Bir sure sonra insanların sıkılıp tekrar kitabevlerine döneceğini düşlüyorum. Çok yoğun bilgi erişimi, aynı yoğunlukta içselleştirilemeyeceğinden, pek çok şey yüzeysel kalacak ve hızla tüketilecektir. Takdir edersiniz ki günümüzde artık vazgeçişler de kolaylaştı.

Her fotograf için sanat eseridir diyebilir miyiz? Neden?

 

Eğer çektiğiniz fotoğraf kendi dilini oluşturmuşsa, ona kendiliğindenliğini kazandırmayı başarmışsanız, ama kurallara uygun, ama neyi yıkmak gerektiğini bilerek. Yani, hani derler ya; “o artık kendi yolunda”. Yani, fotoğrafınız da kendi yoluna düşmüşse, sizin artık diğer çalışmalarınızın başına dönmeniz gerekir. Çünkü o artık sizin sanat eserinizdir. Dolayısıyla her fotograf bir sanat eseri değildir.

Boynunda iyi bir fotograf makinesi asılı olan herkes bir sanatçı mıdır? Neden?

Aday adayıyız… 🙂

 

Çok iyi fotograf çekmek yeterli midir? Neden?

Kim için, ne için yeterli midir? …Bu sorunuz göreceli ve dereceli bir cevap içeriyor. İyinin iyisi hep olacaktır.

Lütfen, sizde iz bırakan anılarınızdan bazılarını anlatır mısınız?

Elbette. Fotografla ilişkili anılarımı seviyorum.

Ben bir kasabada eczacılık yapıyorum. Orada tarlada hasat zamanı hangi ürün çıkarsa hastalarımız bize de tarla dönüşü bırakırlar. Bir gün ayçiçeği getirdiler. Çiçek halinde. Yani, çekirdekleri üstünde. Güneşe bakarak aşkını tamamlamıştı günebakan. Üzerindeki çekirdekten yerken, bu hikâyesini düşünüyordum. Aklıma o an yediklerimiz neden kalp şeklinde boşalmasın diye geldi ve bir kurgu çalışması yaptım. Ayçiçeğini kalp şeklinde çekirdekleri boşaltılmış biçimde fotografladım. Arkadaşlarımla paylaştığımda beğenildi ve ilgi gördü. Daha sonra bir arkadaşım bu fotoğrafı davetiye yapmak istedi. Biz de sevgili Abdullah Yörük ile birlikte kartpostal halinde bir davetiye tasarladık. Ön yüzünde güneşe aşkını anlatan ayçiçeği, arkada gelin ve damadın davetiyesi. Bu her yönüyle çok özgün ve emek içeren, içinde fotoğraf olan bu anıyı yaşadığım ve biriktirebildiğim için çok mutlu oldum.

Bir anım da sergimiz ile ilgili;

Sergi hazırlıklarımız içinde olduğumuz bir gün, çerçevelerimizi asma sorunu yaşarken bulduğumuz çözüm şaşırtıcı idi. Bir türlü çerçeveleri asacağımız arka zemin süngerli olduğu için düşmesini engelleyecek asma şekline karar veremedik. Sonra misinanın ihtiyacımıza en iyi şekilde cevap vereceğini düşündük. Av malzemeleri satan dükkâna gittiğimde siyah, beyaz misina istedim, dört-beş tane (takacağımız levhalar iki renkti). Ben yine de kararsızlıkla “ne kadar yük taşır” dediğimde, “abla senin özellikle siyah misina ile tutacağın balığı taşır, merak etme” dedi. Ben isteme sebebimi açıklayınca ikimizde çok gülmüştük… Hayatımda ilk defa av malzemeleri satan bir dükkâna girmiştim ve beni çok etkilemişti bu “anı” m…

Her uğraşının kendine ait bir atmosferi vardı. Ben o dükkândan çıktıktan sonra ışık dünyasında soluduğum havayı daha çok sevdim. Hem öğreniyordum, hem yeni deneyimler kazanıyordum, hem de güzel insanlar tanıyor ve yeni dostluklar ediniyordum. Fotoğrafın hayatıma kattığı özelliklerini seviyorum ve çok hoş bir yolculuk yapıyorum. Bakın şimdi de sizinle buluştum, tanıştım ve iyi etkinliklerde tekrar buluşacağımızı şimdiden düşlemeye başladım. Bundan daha güzel ne olabilir ki?! Çok teşekkür ederim; arkadaşlarıma, size ve arkadaşlarınıza, …ve okuyucularımıza, …

Tekrar buluşmak üzere, hürmet ve muhabbetimle.

Bu röportaj  fotoritim dergisinde yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir