Fotoğraf nedir?

Geçenlerde saygı duyduğum bir büyüğüm şöyle söyledi; Fotoğraf, sanat manat değildir. Sanat çıkmaz fotoğraftan.. Uçanı, kaçanı çekip sonrada bu sanattır diyemezsin.
Peki…

Fotoğraf nedir?

Belgesel fotoğrafçı Özcan Yurdalan bir kitabında, fotoğrafçıların güzelleştirme çabasından şu sözleriyle yakınmaz mı?
‘’ Balıkçılık mesela. Üç tarafı denizlerle çevrili bu ülkede bir türlü doğru dürüst yapılmayan, yapıldığı kadarıyla da kirletici, kök kurutucu sonuçlar yaratan, ağır bir emek sömürüsünün ve insanlık dışı çalışma koşullarının egemen olduğu balıkçılık sektörü, ciddi problemler barındırmasına rağmen fotoğraflarda bunların hiçbirini göremeyiz. Bize gösterilenler, romantik ışıklarla yıkanan zamanlara aittir, kim oldukları, nasıl yaşadıkları pek anlaşılmayan insanların, renklerle oynaşarak yaptıkları bir uğraştır. Bu güzellikler içindeki hayatta fotoğrafçı da, fotoğrafı çekilen de, fotoğrafa bakan da, hatta ölü balıklar bile mutludur.’’
Sahiden neden güzelleştirmek isteriz fotoğrafları?
Kendi hayatlarımıza yapamadığımız ya da yapmaya cesaret edemediğimiz hatta belki de hiç yeltenmediğimiz bile ‘’düzeltme, değiştirme, güzelleştirme’’ dokunuşlarını hemen elimizin altındaki başkasına ait olan ve tek bir andan oluşan koca hayatların üzerine neden bu kadar kolay uygularız..? Uygulama gereğini duyarız?
Fotoğraf nedir?

Yoksa sosyolog Pierre Bourdieu’nun dediği gibi fotoğraf, toplumun en üst sınıfında olmak isteyen, oraya öykünen, rahatı yerinde orta sınıfın, sürekli şişirilmeye ihtiyaç duyan yüksek egolu insanlarının bir oyuncağımıdır?
Fotoğraf nedir?

Fotoğraf bir sanat dalıdır, diye başlayıp sinema onun büyük ağabeyidir diye takip eden cümle tümden karıştırıyor kafamı. Çünkü sinemanın büyük ağabey olduğunu kabul edersem fotoğrafın da, ağabeyinin peşinde koşturan kısa pantolonlu oğlan çocuğu olduğunu peşinen kabul etmiş oluyorum.
Fotoğraf nedir?

Stanley Kubrick’le ilgili şunu bilirim;
Kubrick çok başarısız bir öğrencidir.
Yönetmen lise yıllarını şöyle anlatıyor,ingilizceden sınıfta kaldığımı ( bizim türkçe dersinden kalmamız gibi bir şey bu!) ve yaz okuluna gittiğimi hatırlıyorum. Buna rağmen öğretmenimin kitabımın arkasına saklanmış otururken bana sorduğu sorular nedeniyle uzun sessizliklere gömüldüğümü unutmuyorum. En sevmediğim dersti ve en sevmediğim öğretmen..
Stanley Kubrick o yıllarda babasının kendisine hediye ettiği fotoğraf makinesini çok sevmiş ve fotoğraf konusunda’’ kendi kendini’’eğitmeye başlamış. Ve liseden mezun olduğunda Look dergisine iki fotoroman satmış durumdaymış. Bunlardan ilki ironik şekilde ingilizce öğretmeni Aaron Traister ve dersiyle ilgiliymiş..

Fotoğraf nedir? O makineyi eline alan herkes.. neden..? Hele duygusal ve zihinsel bir derinliği varsa…? Bilinç dışı olarak…. ? ..? Şayet, ben iyiyim, efendiyim, duyarlıyım, yalın ayak başı kabak, burnunda sümük gül yüzlüleri severim, rolü yapmıyorsa…..? Nasıl…?

Epeydir rahatım yerindeydi, düşünmüyordum böyle şeyler.. o fotoğraf karıştırdı beni..

Bir yere götürülmek için genellikle kucağa alınmam gerekirdi. Galiba bir buçuk iki yaşlarındaydım. (hatırlıyorum!) Beni neredeyse her akşam üstü yukarı, dama çıkarırlardı. Bunun sebebi; evimizin arkasındaki tren yolundan geçecek olan treni seyretmek istememdi. Bunu nasıl keşfetmişlerdi ya da ben nasıl etmiştim bilmiyorum. Tek hatırladığım akşam üstleri, tren geçiş saatinden biraz önce beni yukarı çıkarmaları için kendimi ifade etmek için çırpındığımdı.(tren saatini acaba nasıl bilebildiğim anı olarak her zaman anlatıldı.) O zaman bir hayli kalabalık olan ev ahalisi için büyük sorundu bu.. ama babam halimden anlardı. Babamın kucağında gözden kayboluncaya dek izlerdim treni. Hatta o gözden kaybolduktan sonra kulağım rayların sesinde olurdu.
Aşağıdaki fotoğraf çektiğim ilk fotoğraftır benim. Garip bir huzur verir bana. Ara ara izlerim.. Bu arada anlamışsınızdır ben fotoğrafın güzelliğinden değil bendeki gizli yerinden bahsediyorum. Bir sabah ben fotoğraf çekeceğim bugün dedim,çıktım evden, istasyona gitmişim.. Kişisel tarihimdeki ilk ve en derinden hatırladığım anıyla ilk çektiğim fotoğrafın birleştiğinin ancak bu fotoğrafı instagrama yüklediğimde farkına vardım. Bu fotoğrafı orada görmek bende anlayamadığım negatif bir etki yarattı. kendimle ilgili her şeyi unutmuşum gibi.. Herşeyi bitpazarında satılığa çıkarmışım gibi.. tüm özgürlüğüm benden alınmış gibi.. bir yerlere sıkışmışım gibi.. Fotoğrafın gücü ve insan üstündeki etkisinin büyüklüğü instagrama sığamıyordur belki de..

Fotoğraf nedir..?

Aygül TAŞTAN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir